This is default featured post 1 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 2 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 3 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 4 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

This is default featured post 5 title

Go to Blogger edit html and find these sentences.Now replace these sentences with your own descriptions.

1 Mart 2013 Cuma

Sivilce ve akne tedavisi nasıl yapılır


SİVİLCE için ortalama 3 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
Akne, yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığı. En çok 14-20 yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik belirtileri olan siyah noktalar, sivilceler, gençlerin bu en hassas devirlerinde genellikle psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Yağ bezlerinin kanalında bir tıkaç oluşur ve bu tıkacın başı sertleşip siyahlaşır. Bazen, kanal tıkalı olduğu halde, bez yağ salgılamaya devam eder ve böylece içi yağ dolu bir kist oluşur. Siyah noktalara tıpta komedon adı verilir. Komedon oluştuktan sonra, normalde de cildimizde bulunan propionibacterium acnes adlı bakteri buraya yerleşir ve akne oluşumuna katkıda bulunur.

Genellikle akne ergenlik döneminde başlar ve 16 yaşındaki gençlerin %83'ünde farklı klinik derecelerde akne vardır. Akne insidansı %30 ile %66 arasında değişmektedir. Kızlarda en sık 14-17 yaşları arası, erkeklerde ise 16-19 yaşları arasında görülmektedir. Gençlerin %15'inde majör akne denilen klinik form, %85'inde ise daha hafif olan minör form görülmektedir. Erken ergenlik dönemdeki gençlerin hemen hemen %80'inde komedonlar gözlenmektedir. Aknenin hangi yaştan itibaren kendiliğinden gerilediğine dair fazla yayın yoktur. Ancak genellikle 20'li yaşlardan itibaren gerilemeye başladığı bilinmektedir. Bununla beraber 40 yaşına kadar tedaviye ihtiyacı olan hastalar da mevcuttur. Bu hastaların çoğunu kadınlar oluşturmaktadır.

Akne nasıl yok ediliyor?
Sen de akne problemi yaşıyor ve bir uzmandan yardım almayı düşünüyorsan, işte seni bekleyen çözümler…
Yüzünü sabah akşam güzelce temizlemen istenir. Ayrıca doktorun, senin cildine uygun kurutucu etki gösteren ilaçlar önerecektir. Yüzüne, uzman tarafından meyve asitli maskeler uygulanır. Ayrıca akne, olduğu yerde kurutulup yok edilmeye, tıkanan noktalar temizlenmeye çalışılır. Her şeye rağmen etkili bir sonuç alınamazsa, antibiyotiğe başlanır.
Ayda bir tahlil yapılır ve bu süreç, düzenli olarak takip edilir. Sakın unutma, aknelerden kurtulmak sabır isteyen bir durum. Üstelik iyi bir uzmana gitmeli, yoksa cildinde iz ve çukurlukların kalması riskiyle karşı karşıya kalabilirsin. Akneler bizi terk ederken, derecelerine göre arkalarından iz bırakabiliyor. Eğer bu izler krater şeklinde çökükse, cilde zımpara yapılıyor. Ya da bazı lazer cihazlarıyla çevresindeki krater soyulup çukurluğun seviyesine inmeye çalışılıyor. Kimyasal peelingler de çözüm yollarından biri.

Akne'yi tamamen engellemek mümkün mü?
Bu süreç, hormonal olduğu için önüne geçmek mümkün değil. Ancak daha iyi görünmek için gözeneklerin temizliğine dikkat etmelisin. Örneğin meyve asidi ve kil içerikli ürünler kullanabilirsin. Dr. Betül Şengör, “Buhar ile birlikte siyah noktaların sıkılmasını asla önermiyorum. Bu, hiç doğru değil” diyor ve peeling jellerini öneriyor. Eğer 20 yaşını geçmiş olmana rağmen, aknelerle baş etmekte zorlanıyorsan, bir cilt doktoruna giderek bunun nedenini araştırabilir ve akne oluşumunu yavaşlatabilirsin.

İPUCU
 Clinique baş dermatologu Dr. David Orentreich’nin seni sivilcelerden koruyacak altın ipuçları var… Asla makyajını temizlemeden uyuma.
Sivilcelerini sıkma, çünkü bu, bakterinin yayılmasına neden olur. Ayrıca sıkılan sivilce kızarık bir hal alarak daha kötü görünür.
Temizleme-arındırma ve nemlendirme olmak üzere üç adımdan oluşan bir cilt bakım sistemini düzenli olarak uygula.

Az yediğiniz halde zayıflayamıyormusunuz?



Pek çok kişi metabolizmasının yavaş çalışmasından, bu yüzden de kilo verememekten yakınır. Peki, metabolizmanız gerçekten de yavaş mı çalışıyor? Şişman mısınız? İdeal kilonuz kaç olmalı? Günde kaç kilo kalori almalısınız? Tüm bu soruların cevabını Beslenme ve Diyet Uzmanı Simge Çıtak açıkladı.

Alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olması durumunda şişmanlık olur. Sadece yediğiniz yağlar değil, vücudun yakamadığı her şey, yağa dönüşüyor. Vücudun depolama şekli budur. Danışanlarımdan “ama ben fazla yağ yemem ki, bu kadar yağ da nerden çıktı?” yakınmalarını çok duyuyorum. Fazladan yediğiniz çilek de, ekmek de vücutta adipoz dokuda (yağ dokusu) depolanıyor. O yüzden beslenmede denge çok önemli. Tüm besin grupları arasında denge kurmalıyız.

Bazal metabolizma insanın kilo dengesini korumasında önemli bir etkendir
Bazal metabolizma hızı, kişinin 24 saat içinde, doku ve organları için gerekli olan enerji ihtiyacıdır. Yani siz hiçbir şey yapmazken zaten sistemin çalışabilmesi için kaloriye ihtiyaç vardır ve buna bazal metabolizma hızı diyoruz. Vücudumuzda en yüksek bazal metabolizma hızı, karaciğerimize aittir.

Bazal metabolizma için harcanan enerji, vücut enerjisinin yaklaşık yüzde 60 - 70’ini oluşturur. Bu sebeple alınacak kalorinin hesaplanabilmesi için bazal metabolizma hızının hesaplanması önem taşır. Bunun hesaplanmasında pek çok formül kullanılıyor, bu formüller gerçek metabolizma hızınızı ölçemezler ancak ortalama bir değer verebilirler. Kesin sonuç veren, gerçek ölçüm, ağızdan oksijen tüketim kapasitenize göre yapılır. Bazal metabolizma hızı ölçüm cihazı, 10 - 15 dakika süreyle, siz dinlenme halindeyken ağızdan oksijen tüketiminizi ölçer. Bu ölçümün doğru sonucu verebilmesi için ölçüm öncesi egzersiz yapmamak, kafein gibi uyarıcı maddeler tüketmemek önemlidir. Yani “benim metabolizma hızım yavaş” ya da “hızlı” demek için gerçek bir ölçüm yaptırmak gerekir.

Diyete başlamadan önce mutlaka metabolizma hızınızı ölçtürün!
Fitmate bazal metabolizma ve performans test cihazıyla çok daha iyi sonuçlar elde edilebiliyor. Fitmate, istirahat halindeki metabolizma hızının ölçülmesini sağlayarak kişiye özel ayrıltılı bir beslenme programının çıkarılmasına yardımcı oluyor. Klinik testlerle sonuçlarının doğruluğu kanıtlanan cihaz bugüne kadar bir çok merkezin formüller kullanarak hesapladığı bazal metabolizma hızını kişiye özel olarak kişinin oksijen tüketimini üzerinden en son teklonoji kullanarak hesaplıyor. Formülle hesaplanan bazal metabolizma sonuçları ile Fitmate ile yapılan ölçüm arasında diyet içeriğini önemli ölçüde etkileyecek farklar görülüyor.

Bazal metabolizmanın hızını yaş, cinsiyet, yapı, stres, tiroid gibi sağlık sorunları etkiler. Bu nedenle Uzman Diyetisyen Simge Çıtak mutlaka diyet öncesi metabolizmanın ölçülmesini ve hızının tespit edilerek ona göre bir uygulama yapılmasını tavsiye ediyor.

Evde ketçap yapıyoruz.Doğal ve sağlıklı ketçap



Bol sarımsaklı, soğanlı ve muhteşem lezzetli ketçebı evde yapmaya ne dersiniz?

Kızarmış ekmeğin üzerine sürebileceğiniz, yemeklerinizde kullanabileceğiniz ketçabı çok kısa sürede evde hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

 1 Adet kırmızı soğan
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 adet kereviz sapı
2 diş sarımsak
1çorba kaşığı kişniş tohumu
2 adet karanfil
5 adet orta boy taze domates
500 gr. konserve doğranmış domates
100 ml. veya 1/2 su bardağı kırmızı şarap sirkesi
1,5 gr, 1 çorba kaşığı esmer şeker

Yapılışı:

Ev yapımı ketçap hazırlamak için zeytinyağı, sarımsak, ince ince doğradığınız soğan, kereviz sapı, kişniş tohumu, karanfil, tuz ve karabiberi sos tenceresinde kısık ateşte 10-15 dakika pişirin.

Diyete başlamadan önce metabolizma hızınızı ölçtürün!



Pek çok kişi metabolizmasının yavaş çalışmasından, bu yüzden de kilo verememekten yakınır. Peki, metabolizmanız gerçekten de yavaş mı çalışıyor? Şişman mısınız? İdeal kilonuz kaç olmalı? Günde kaç kilo kalori almalısınız?

Yukarıdaki tüm soruların cevabını ART Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Simge Çıtak veriyor:

Alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olması durumunda şişmanlık olur. Sadece yediğiniz yağlar değil, vücudun yakamadığı her şey, yağa dönüşüyor. Vücudun depolama şekli budur. Danışanlarımdan “ama ben fazla yağ yemem ki, bu kadar yağ da nerden çıktı?” yakınmalarını çok duyuyorum. Fazladan yediğiniz çilek de, ekmek de vücutta adipoz dokuda (yağ dokusu) depolanıyor. O yüzden beslenmede denge çok önemli. Tüm besin grupları arasında denge kurmalıyız.

Bazal metabolizma insanın kilo dengesini korumasında önemli bir etkendir
Bazal metabolizma hızı, kişinin 24 saat içinde, doku ve organları için gerekli olan enerji ihtiyacıdır. Yani siz hiçbir şey yapmazken zaten sistemin çalışabilmesi için kaloriye ihtiyaç vardır ve buna bazal metabolizma hızı diyoruz. Vücudumuzda en yüksek bazal metabolizma hızı, karaciğerimize aittir.

Bazal metabolizma için harcanan enerji, vücut enerjisinin yaklaşık yüzde 60 - 70’ini oluşturur. Bu sebeple alınacak kalorinin hesaplanabilmesi için bazal metabolizma hızının hesaplanması önem taşır. Bunun hesaplanmasında pek çok formül kullanılıyor, bu formüller gerçek metabolizma hızınızı ölçemezler ancak ortalama bir değer verebilirler. Kesin sonuç veren, gerçek ölçüm, ağızdan oksijen tüketim kapasitenize göre yapılır. Bazal metabolizma hızı ölçüm cihazı, 10 - 15 dakika süreyle, siz dinlenme halindeyken ağızdan oksijen tüketiminizi ölçer. Bu ölçümün doğru sonucu verebilmesi için ölçüm öncesi egzersiz yapmamak, kafein gibi uyarıcı maddeler tüketmemek önemlidir. Yani “benim metabolizma hızım yavaş” ya da “hızlı” demek için gerçek bir ölçüm yaptırmak gerekir.

ART Tıp Merkezi'nde uygulanan Fitmate bazal metabolizma ve performans test cihazıyla çok daha iyi sonuçlar elde edilebiliyor. Fitmate, istirahat halindeki metabolizma hızının ölçülmesini sağlayarak kişiye özel ayrıltılı bir beslenme programının çıkarılmasına yardımcı oluyor. Klinik testlerle sonuçlarının doğruluğu kanıtlanan cihaz bugüne kadar bir çok merkezin formüller kullanarak hesapladığı bazal metabolizma hızını kişiye özel olarak kişinin oksijen tüketimini üzerinden en son teklonoji kullanarak hesaplıyor. Formülle hesaplanan bazal metabolizma sonuçları ile Fitmate ile yapılan ölçüm arasında diyet içeriğini önemli ölçüde etkileyecek farklar görülüyor.
Bazal metabolizmanın hızını yaş, cinsiyet, yapı, stres, tiroid gibi sağlık sorunları etkiler. Bu nedenle Uzman Diyetisyen Simge Çıtak mutlaka diyet öncesi metabolizmanın ölçülmesini ve hızının tespit edilerek ona göre bir uygulama yapılmasını tavsiye ediyor. (milliyet kadın)

Endüstriyel yoğurt kanser yapıyor.




Hemen hemen her sofrada yer alan yoğurtla ilgili çok önemli uyarı geldi. Bizim faydalı diye yediğimiz yoğurttaki asıl tehlikeyi Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar açıkladı.

Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, endüstriyel yoğurdun yoğurt olmadığını ve son dönemde artan kanser vakalarında bunun etkisinin ilk sırada olduğunu söyledi.
Kanser hastalığı her geçen gün artıyor. Etrafımızda her gün birisine kanser teşhisi konulduğunu duyuyoruz. Uzmanlar, kanserdeki bu kadar yoğun bir artışı yalnızca sigara ile alkolle ve obezite ile açıklamanın mümkün olmadığını düşünüyor.

Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Dizdar bu kadar çok hasta ortaya çıkmasını herkesin maruz kaldığı bir etmenle olabileceği görüşünde. Beslenme açısından da birbirinden çok farklı sosyal statüdeki insanlarda da kanserin görüldüğüne dikkat çeken Dizdar, "şunları hayatınızdan çıkarın diyebileceğiniz neler var" sorusuna şu cevabı verdi:
"Biz bilim adamları olarak geçtiğimiz yıllarda bunu çok tartıştık. Birinci sırada olan yoğurt hala ilk sıradaki yerini koruyor. Bizim ülkemizde yoğurt, diğer ülkelere göre açık ara daha çok tüketilen bir üründür. Yoğurt, beslenmeden öte insan vücudunun dengesinin korunması açısından da çok önemlidir."

Bu sözleri ifade eden Yavuz Dizdar, bir noktanın altını çiziyor. "Ama işlemden geçmemiş, endüstriyel yoğurt olmamalı" diyor. Dizdar, endüstriyel yoğurttan niçin uzak durulması gerektiğini de şöyle anlayor:

"Çünkü endüstriyel yoğurt, yapay bir ürün. Ekşimiyor, dolapta bekleyen yoğurdu haftalar boyunca üstten yemeye devam etseniz bir şey olmuyor. Bunu ben defalarca test etmiş biri olarak biliyorum. Biraz dikkat eden herkesin de bildiğini düşünüyorum.

Bir ürün bu kadar çok tüketiliyorsa, bu kadar derin bir değişime gitti ise sorun var demektir. Bir gıdanın bozulma biçiminin dönüşmüş olması, ekşimenin ötesinde küflenmeyi bile atlıyor olması içerikte çok fazla değişiklik yapıldığını gösterir. Kimse kusura bakmasın. Bunlar yoğurt değiller. "
Ana fermente ürünün yoğurt olduğunu hatırlatan Dizdar, maalesef Türkiye'de olmazsa olmazın başında yoğurt ve ayranın geldiğini hatırlatıyor.

HER ŞEY SON 10 YILDA DEĞİŞTİ

Türkiye'de yoğurdun bir 10-15 yıl önce kesinlikle böyle olmadığını hatırlatan Dizdar, bu yeni yoğurt yönteminin bilinçli bir şekilde Türkiye'ye dayatıldığını söyledi. Dizdar, bu güçlerin, yoğurda ilişkin Türkiye'deki yasal tebliğleri bile değiştirdiğini ifade etti. Kendisinin bu konuda eleştirileri gündeme getirdiğinde bazı endüstriyel yoğurt üreticilerinin, "Hocam size bozulmayan yoğurt verdik daha ne istiyorsunuz" diyenlerin olduğunu dile getirdi.
Dizdar, "Peki hayatımızdan her şeyi ile yoğurdu çıkarmalı mıyız?" sorusuna da kesin bir cevap veriyor. "Kesinlikle hayatımızdan çıkarmamalıyız. Tam tersine mümkün olduğu kadar daha çok yer açmalıyız. Ama, endüstriyel yoğurdu bırakıp yoğurdu evde yapmalıyız" diyor.

Rota Haber

Sedef Hastalığı bitkisel tedavi kürleri



Sedef hastalığından şikayetçiyseniz bu bitki kürlerini uygulamalısınız;

1. tarif,

Kurt pençesi, şahdere otu, papatya, mine çiçeği, fesleğen, lavanta çiçeği, ada çayı,
kekik, ıhlamur, huş ağacı, söğüt yaprağı veya kabuğu, biberiye, enginar, hindiba, ökse
otu, kuşburnu, alıç, hünnap, mayasıl otu, otların bir kısmı veya ayrı ayrı karıştırılıp çay
yerine aç veya tok karnına ballı veya pekmezli içilir.

2. tarif

100 gr. ardıç katranı
50 gr. toz kükürt, karıştırılıp harici sedeflere krem gibi sürülür.

3. tarif

Mersin yağı, kantaron yağı, çam reçinesi, kayısı, havuç, buğday yağı, portakal yağı
karıştırılıp harici sürülür.

4. tarif

20 gr. telli sürür
20 gr. mürdesenk
20 gr. kurşun tozu
150 gr. vazeline karıştırılıp harici sürülür.

5. tarif

100 gr. arı sütü
100 gr. ravent kökü
100 gr. zerdeçal
100 gr. polen
1 kg. bala karıştırılıp 3 öğün aç karnına 1 bardak kayısı suyuna 1 yemek kaşığı karıştırılıp içilir.

6. tarif

50 gr. krem tartar
50 gr. ravent kökü
50 gr. lüle kükürt
50 gr. kil-i ermeni
50 gr. demir dikeni tohumu

Sedef hastalığı nedir? tedavisi nasıl yapılır?



Sedef Hastalığı Nedir Sedef deride kırmızı üzeri beyaz pullu çeşitli büyüklükte döküntülerle seyreden iyileşme ve tekrarlamayla ömür boyu sürebilen bir cilt hastalığıdır. Toplumda her 100 kişiden 1-2’sinde rastlanır.

SEDEF HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?.
Sedef hastalığı deri üzerinde sedef beyazı renkte pullanmaların olduğu kırmızı plaklar halinde ortaya çıkar. Derinin üst katmanı aşırı derecede büyür ve kalınlaşır. Tırnaklarda bozukluk olabilir.

SEDEF HASTALIĞININ SEBEBİ NEDİR? NELER SEDEFİ ARTTIRIR?
Sedef hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın gelişimini ve şiddetini etkileyen birçok faktör olabilir. Hastalığa yatkınlığı olan kişilerde aşırı stres güneş yanığı deriye çarpma sürtünme gibi travmalar bazı ilaçlar boğaz iltihabı hastalığı ortaya çıkarabilir veya belirtilerini arttırabilir. Bu yüzden sedef hastaları veya ailesinde sedef olanlar sedefi arttıran veya ortaya çıkarabilen bu faktörlerden kaçınmalıdır. Bağışıklık sisteminin de etkisi vardır.

SEDEF HASTALIĞININ ÇEŞİTLERİ VAR MIDIR?
Sedef hastalığının şekli şiddeti devam etme süresi yerleşim yeri açısından çeşitleri vardır. En sık olarak önce küçük kırmızı bir kabarıklık oluşur. Giderek genişleme ve kabuklanmalar ortaya çıkar. Kabuklar sedefi beyaz veya gümüşi renklidir. Kabuklar kaldırıldığında altta küçük kırmızı kanama alanları görülür. Keskin sınırlı genelde simetrik çeşitli büyüklüklerde deriden hafif kabarık plaklardır. Vücudun her yerinde görülebilse de saçlı deri diz dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir

Sedef hastalığı olan kişilerde yüzde 10’a varan oranlarda eklem şikâyetleri olabilir.

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More